Pages

Subscribe:

Ads 468x60px

İzmir İli Tarihi Eserleri 3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir İli Tarihi Eserleri 3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2013 Cumartesi

İzmir İli Tarihi Eserleri 30


Hacı Hekim Hamamı (Bergama)
İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak, Hacı Hekim isimli bir kişi tarafından 1513 tarihinde Cami ve arasta yaptırılmıştır. Hamamın da cami ile birlikte bu tarihte yaptırıldığı sanılmaktadır.
Hamam moloz taş ve tuğladan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Soyunmalık bölümünün ortasında dikdörtgen silmeli çerçeve içerisine alınmış yuvarlak kemerli mermerden giriş kapısı bulunmaktadır. Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soğukluk bölümü kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri kasnaklı kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık bölümü dikdörtgen planlı ve kubbelidir. Çevresinde halvet hücreleri, ortasında da göbek taşı bulunmaktadır. Külhan kısmı hamama bitişik olarak eklenmiştir.
Hamam değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle özgünlüğünden oldukça uzaklaşmış olup, günümüzde kullanılmaktadır.

Çeşme Kanuni Kervansarayı
İzmir ili Çeşme ilçe merkezinde, deniz kıyısında bulunan bu kervansaray kitabesinden öğrenildiğine göre h.935 (1528) yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile yapılmıştır.
Kitabenin mealen anlamı:
“Tanrı tarafından korunulan bu binanın yapılmasını kara ve denisin sultanı Sultan Selim oğlu Sultan Süleyman 935 (1528) yılı tarihinde emretti. Bunu Babuçcuoğlu Ali yaptı”.
Bu kitabeden öğrenildiğine göre kervansarayın mimarı Ali Babuçcuoğlu Ömer’dir. Ancak, Osmanlı kaynaklarında bu mimarın başka bir eserine rastlanmamıştır. Evliya Çelebi bu kervansarayla ilgili bazı bilgiler vermektedir:
“Kıblesi tarafındaki varoşu ile Çeşme Kalesi Sığla sancağı hükmünde Cezayir kaleminde yüz elli akçe kazadır ve nahiyesi kırk köydür. Yüz elli toprak örtülü bağlı bahçeli evlerdir. Sahilde bir cami, karşısında bir han-ı azimi var. Cümle yetmiş ocaktır. Çatısındaki kurşunu kâfirler almıştır ve imareti vardır. Bu imaretler Süleyman Hanın veziri iken maktül olan İbrahim Paşa’nın hayratıdır”.
Evliya Çelebi’ye dayanılarak kervansarayın Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı makbul ve maktül İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Kervansarayın dış cephe görünüşü farklılıklar göstermektedir. Batı cephesi karışık olarak yontma taş ve tuğla sıraları ile yapılmış olduğu halde yan cepheler moloz taş ve tuğla parçaları ile örülmüştür. Orta kısımda bulunan ve asıl yapıdan dışarıya bir çıkıntı meydana getiren giriş ve onun iki yanında da dükkânlar bulunuyordu.
Kervansaray Kuşadası’ndaki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’na benzemekte olup, onun gibi dış görünüşü bir kaleyi andırmaktadır. Kervansarayın üst örtüsü ve merdivenleri kısmen yıkılmış ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1971 yılından sonra orijinal kalıntılarına dayanılarak restore edilmiştir. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan kervansarayın iç avlusu 18.60x18.40 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, avlu etrafında yolculara ayrılan bölümler, depolar ve bir de mescidi bulunmaktadır. Avlunun güneydoğu köşesinde ve doğu-batı yönünde uzanan bir yağhane binası vardır. Ayrıca kuzey-güney yönüne de üzeri tonozlu üç oda yerleştirilmiştir. Kervansarayın giriş kapısı yanından çıkılan 28 odalı ikinci bir katı bulunmaktadır. Klasik Osmanlı kervansaray mimarisi örneklerinden olan bu yapıda her iki kat birbirinin eşi plan düzenindedir.
Kervansarayın yuvarlak bir giriş kapısı olup, bu kapı iki renkli taşlarla örülmüş ve dikdörtgen kesme taştan bir çerçeve içerisine alınmıştır. Girişin üst kısmında dışa açılan mazgal pencereler bulunmaktadır. Cephe görünümü kirpi saçaklı bir kornişle sonuçlanmakta olup, yapının tümü ahşap bir çatı ile örtülmüştür.
Kervansarayın arkasında da Çeşme Kalesi bulunmaktadır. Kervansaray günümüzde otel olarak kullanılmaktadır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 29

Küplü Hamam (Bergama)
İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan bu hamam, kaynaklardan öğrenildiğine göre 1427 yılında yapılmıştır. Banisi bilinmemektedir. XIX. yüzyıla kadar hamamda bulunan ve yurtdışına kaçırılan ve bugün Paris Louvre Müzesi’nde bulunan antik mermer bir küp nedeni ile Küplü Hamam olarak anılmıştır.
Hamam kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Değişik zamanlarda yapılan onarım ve ekler nedeni ile orijinalliğinden tamamı ile uzaklaşmıştır.
Klasik Osmanlı hamam mimarisinde olduğu gibi soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık kısmı yakın tarihlerde yapılan ilaveler ve duvarlara yerleştirilen resimler nedeni ile de alışılagelen soyunmalıklardan farklıdır.

Tabaklar Hamamı (Bergama)
İzmir ili Bergama ilçesinde Ulu Cami karşısında bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Karşısında bulunan Ulu Cami’den ve yapı üslubundan hamamın XIV.-XV. yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Hamam 1842 yılındaki sel baskınında hasar görmüş, bundan sonra da kullanılmamıştır.
Klasik Osmanlı mimari plan tipinde yapılmış olup, kaba yontma taş ve tuğladan düzensiz bir duvar işçiliği göstermektedir. Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan hamamın soğukluk kısmının üzeri tonoz örtülü olup, sıcaklık bölümü kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe Türk üçgen ve mukarnasları ile ana duvarlar üzerine oturtulmuştur. Hamam içerisinde XV. yüzyıl bezemelerine benzer süslemelere rastlanmıştır.
Hamam günümüzde harap bir durumdadır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 28

Şadırvan (Urla)
İzmir ili Urla ilçesi Yenice Mahallesi, Kapan Sokak’ta bulunan Hacı Turan (Kapan) Camisi’nin önündeki meydanda bulunan bu şadırvan Ahmet Bey isimli bir kişi tarafından 1818 yılında yaptırılmıştır.
Cami avlusunda bulunan bu şadırvan, caminin avlusu önünde açılan yol ve meydandan ötürü yıkılmış ve şadırvan yolun kenarında kalmıştır. XIX. yüzyıl üslubundaki şadırvan sekiz sütunu birbirine bağlayan kemerler Bursa kemerlerine benzemektedir. Şadırvanın üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Şadırvanın ahşap tavanının içerisinde XIX. yüzyıl sivil mimarisinde sık sık rastlanan resimlere yer verilmiştir. Burada XIX. yüzyıl Urla’sına ait çeşitli görünümler bulunmaktadır.

Hekim Hamamı (Tire)
İzmir Tire ilçesinde bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediği gibi kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bilgiye rastlanmamıştır. Günümüzde oldukça harap durumda olan hamamın mimari yapısından XIII. yüzyılın sonunda Aydınoğulları döneminde yapıldığı sanılmaktadır.
Moloz taş ve tuğladan yapılmış olan hamam dikdörtgen planlıdır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelen hamamın soğukluk kısmı kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Ilıklık tonoz örtülü ve dikdörtgen şekildedir. Sıcaklık kare planlıdır. Üzeri soğuklukta olduğu gibi yüksek yuvarlak kasnaklı, tuğla kubbe ile örtülüdür.

İsa Bey Hamamı (Selçuk)
İzmir ili Selçuk ilçesinde, Ayasuluk Kalesi ile St. John Kilisesi’nin bulunduğu tepenin yamacında bulunan bu hamam İsa Bey Camisi ile birlikte yapılmıştır. Kitabesi günümüze gelemediğinden, yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber caminin yapım kitabesine dayanılarak h. 776 (1375) yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
Hamam kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, klasik Türk hamamlarının özelliklerini yansıtmaktadır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklıktan meydana gelmiştir. Bütün bu bölümler pandantifli kubbelerle örtülmüş olup, kubbe kasnaklarında stalaktitli bir friz çepeçevre dolaşmaktadır.
Hamam günümüzde iyi bir durumdadır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 27

Hafsa Hatun Çeşmesi (Tire)
İzmir ili Tire ilçesinde bulunan Hafsa Hatun Çeşmesi’nin yapım tarihini ve banisini belirten bir kitabeye rastlanmamıştır. Halk arasındaki söylentiye göre Hafsa Hatun tarafından yaptırılmıştır. Yapı üslubundan XVII. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Çeşme moloz taş ve tuğlaların alternatifli olarak dizilmesinden meydana getirilmiştir. Tek cepheli dikdörtgen planlı çeşmenin önünde yuvarlak bir kemerin içerisine ayna taşı yerleştirilmiştir. Kemerin üst noktası uzatılarak sivri bir kemer şekline dönüştürülmüştür. Üstü kırma bir çatı ile örtülmüştür. Çeşmenin yalak taşı Helenistik döneme ait bir lahittir. Günümüzde kullanılmamakta olup, harap bir durumdadır.
Tire ilçesinde bu çeşme dışında XVII.-XVIII. yüzyıllara tarihlendirilen çeşmeler bulunmaktadır. Bu çeşmelerin bazılarının kitabeleri bulunmadığından kimin tarafından ve ne zaman yapıldıkları konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır.

Traian Çeşmesi (Selçuk)
İzmir ili Selçuk ilçesi, Ephesos antik kentinde Kuretler Caddesi’nin kuzeyinde, Skolastikia Hamamı’nın sonundaki yan sokak içerisinde bulunan bu çeşme kazılar sırasında ele geçen bir kitabeye göre MS.102–114 yıllarında yapılmış ve İmparator Traianus’a (MS.98–117) adanmıştır.
Çeşme 5.20x11.90 m. ölçüsünde olup, ortasında bir havuz ve üç tarafında iki katlı sütunlardan oluşan bir cephe mimarisine sahiptir. Mermerden yapılmış çeşmenin sütunları arasında içlerine heykellerin konulduğu büyük nişler vardı. Bunlardan ortadaki nişin içerisinde İmparator Traianus’un heykeli bulunuyordu. Bu heykel çeşmenin iki katı yüksekliğinde idi. Günümüzde bu heykelin kaidesi ile ayağının bir parçası yerinde durmaktadır. Havuzun suyu imparator heykelinin altındaki geniş bir kanaldan akıyordu. Kitabesi ise çeşmenin yanındaki büyük bir kornişin üzerindedir.
Çeşme ele geçen kalıntılarına dayanılarak, genel yapısı hakkında da bir fikir vermek üzere küçülterek onarılmıştır. Kazı çalışmaları sırasında burada bulunan heykeller günümüzde Efes Müzesi’ndedir. Çeşmenin korniş taşları, korinth üslubunda başlıkları olan sütunları ve üçgen alınlığının rekonstrüksiyonu küçük ölçüde yapılmıştır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 26

Kemeraltı Çarşısı
İzmir il merkezinde Anafartalar Caddesi ve Mezarlıkbaşı semtinden başlayarak deniz kıyısını da kapsamına alan ve Konak Meydanı’na kadar ulaşan Kemeraltı Çarşısı 1650–1670 yılları arasında kurulmuştur. Deniz kıyısı kısmen doldurulmuş ve bu nedenle de yeni yerleşim alanları ile ticarethaneler açılmıştır. Ticarethanelerin başında 1744 yılında yapılan Kızlarağası Hanı gelmiş, daha sonra bunu diğer hanlar izlemiştir.
İlk yapıldığı yıllarda Kemeraltı Çarşısı üzeri tonoz ve kiremit örtülü, sokakları kapsayan bir kapalı çarşı görünümünde idi. Çarşı XX. yüzyılın sonlarına kadar bu özelliğini korumuştur. Bugün üzeri açık olan ara sokakların bir bölümünün de üzeri beşik tonozla örtülü idi.
XIX. yüzyılda İzmir’in ticaret hayatının can noktası olan bu çarşı eski hanlar ve bedestenleri kapsamakta idi. Buradaki dükkânlar daha çok yerli halka ve dar gelirli ailelerin gereksinimini sağlıyordu. Çarşı demirciler, kömürcüler, çiviciler, baharatçılar ve saman pazarı gibi ticarethaneleri kapsamakta idi. Çarşıda her ticarethane gruplar halinde ayrı bölümleri oluşturmuştu.
Günümüzde Kemeraltı Çarşısı bu özelliğinden oldukça uzaklaşmış ve İzmir’in önemli bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Tonoz ve kubbeli bazı dükkânlar özelliğini korumuş olmalarına rağmen çoğunlukla modern iş merkezleri, mağazalar, kafeteryalar ve sinemalar burada toplanmıştır. Bunların yanı sıra Türk el sanatları örneklerini yansıtan seramiklere, çini panolara, ağaç eserlere, madeni eserlere, düz dokuma yaygıları ile halı ve kilimlerin satışının yapıldığı dükkânlar da burada bulunmaktadır.

Bedesten (Bergama)
İzmir ili Bergama ilçesi Şadırvan Caddesi’nde bulunan bedestenin kitabesi günümüze gelemediğinden ve kaynaklarda da yeterli bilgiye rastlanmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan XV.-XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan bedesten dikdörtgen planlıdır. İç mekân payelerle üç bölüme ayrılmıştır. Bunlarda ortadaki bölüm diğerlerinden daha geniştir. Üzeri iki sıra halinde altı tuğla kubbe ile örtülüdür. Kemer ayakları da birbirleri ile ve duvarlarla yuvarlak kemerlerle bağlanmıştır.

Su Fabrikası (Konak)
İzmir ili Konak ilçesi Halkapınar Semtinde bulunan su fabrikası İzmir’in su sorununu çözmek amacı ile 1895 yılında Halkapınar içme suyunun kente getirilmesi nedeniyle yaptırılmıştır. XX. yüzyılın başlarında da elektriğin kente gelmesi ile de fabrikanın çalışması daha hızlanmıştır.
Belçika Kral II.Leopold’ın tahta çıkması ile ekonomik ve siyasi yönden yayılma siyaseti izlemiştir. Bu arada İzmir’de elektrik şirketi, tramvay, körfezde vapur işletmesi ve su fabrikası gibi yatırımlara girişmiştir. İzmir Osmanlı Su Şirketi’nin h.1310 (1892) yılında kurulması ile birlikte kentin su sorununu çözmeye yönelik adımlar atılmıştır. İzmir Osmanlı Su Şirketi ile Belçika ortaklığının kuruluşu ile şehre sağlıklı su getirilmesi sağlanmıştır.
Su fabrikasının bulunduğu yerde XIX. yüzyılın ortalarında kâğıt fabrikası bulunuyordu. Osmanlı Devletinin 1867’de kurmuş olduğu Şavk Kâğıt Fabrikası daha sonra kapanmış ve yüzyılın sonunda da buraya Su Fabrikası yapılmıştır. Fabrikanın kuruluşunun bir nedeni de Limana yakınlığının yanında Halkapınar’a yakın çevresinde Çınarlı, Mersinli, Değirmendağ gibi yerleşim alanlarının bulunmasıdır. Ayrıca ticaretin ve sanayin yoğunlaştığı bu bölgede su fabrikasının kurulması daha da önem kazanmıştır.
Su fabrikasının İzmir’de sanayi yapıları arasında kurulması ve su dağıtma düzeni ile şehri tarih boyunca salgınlardan korumuş, bunun yanı sıra sanayi verdiği paydan ötürü de önem kazanmıştır. Fabrikada mekanik araç ve düzeneklerle üretime geçilmiştir.
Fabrika taş ve tuğladan dikdörtgene yakın planlı bir yapı olup, ortasında sekizgen su toplama havuzu bulunmaktadır. Dışarıya yuvarlak kemerli dikdörtgen pencerelerle açılan ve üzeri çatı ile örtülü olan bir yapıdır. Yapı iki ayrı bölümden meydana gelmiş olup, bunlardan bir bölümü şehre su dağıtmak amacı ile kurulan pompa istasyonudur.
Su fabrikasının yakınındaki kuyu üzerinde bulunan XIX. yüzyıl üslubunda bir şadırvan-çeşme yaptırılmıştır. Çeşme XIX. yüzyıl özelliklerini yansıtmasına rağmen yer yer XVI.-XVII. Yüzyıl form ve bezemelerine de yer verilmiştir.
Yapının çevresinde Helenistik ve Geç Roma dönemlerinden kalma bazı kalıntılar bulunmaktadır. Bütün bu alan ve su fabrikası İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararı ile koruma altına alınmıştır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 25

Yapı kesme taştan iki katlı ve dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Merdivenle çıkılan giriş dört sütunun taşıdığı üçgen bir alınlıkla dışarıya taşırılmıştır. Cephesinde iki sıra halinde altlı üstlü pencereler sıralanmıştır.
Hisarönü semtinde bulunan Eski Belediye Binası Kurtuluş Savaşı sırasında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin merkezi olarak kullanılmıştır. İzmir’in kurtuluşundan sonra Belediye Binası olarak kullanılmış 1997 yılından itibaren de TBMM Egemenlik Evi olarak İzmir’in kültür ve sanat merkezi olarak kullanılmaktadır.
Mithatpaşa Caddesi’nde 1925 yılında Y.Mimar Necmettin Emre’nin yapmış olduğu Türk Ocağı Binası Neo-Klasik üslupta bir yapıdır. İki katlı üzeri kubbeli olan yapı günümüzde İzmir Devlet Tiyatrosu olarak kullanılmaktadır.
Beyler Sokak’ta bulunan Salepçizade Konağı’nın selamlık bölümü İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çalışmaları doğrultusunda 1912 yılında İzmir Milli Kütüphanesi’ne dönüştürülmüştür. Milli Kütüphane’nin yanındaki Elhamra Sineması 1922–1926 yıllarında yapılmıştır. Neo-Klasik üsluptaki bu yapı günümüzde İzmir Devlet Opera ve Balesi olarak kullanılmaktadır.
İzmir Muallim Mektebi’nin yapımına İzmir Valisi Rahmi Aslan Bey tarafından XX. yüzyılın başlarında başlanmış, Yunan işgali nedeni ile yapı tamamlanamamıştır. Yunan işgal komiserliği burada İonia Üniversitesi kurmak amacıyla yapıyı tamamlamıştır. İzmir’in kurtuluşundan sonra 1923 yılından itibaren Erkek Muallim Mektebi olarak kullanılmıştır. Muallim Mektebi’nin 1926 yılında Kızılçullu’ya taşınmasından sonra da burası İzmir Kız Lisesi olmuştur.
Yapı Neo-Klasik üslupta dikdörtgen planlı kesme taştan yapılmış, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. İki katlı olan yapının girişinde dört sütunun taşıdığı dışarıya taşkın merdivenli bir giriş bölümü bulunmaktadır. Yapı zeminden yüksek bir kaide üzerine oturtulmuştur. Cephe boydan boya iki kat sıra halindeki pencerelerle hareketlendirilmiştir.
İzmir yangını sırasında İzmir’in yarısı yanmış, dini ve sivil mimari örneklerinden çoğu da bu yangından kurtulamamıştır. Hacı Franco, Ermeni Mahallesi, Fransızların yaşadığı St. George Sokağı tümü ile yanmıştır. Bu arada İzmir Tiyatrosu, Sporting Kulüp, Kramer Palas, Poseidon, Haylayf, İzmir Palas, İtalyan Konsolosluğu, İngiliz Konsolosluğu, Bonmarşe, Sitein, Luvr, Şarm, Ektayolo gibi mağazalar, Atina, Selanik, Osmanlı bankaları, Amerikan Koleji ile okullar, ticarethaneler, kütüphaneler ve fotoğraf stüdyoları da yanmıştır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 24

İzmir Sivil Mimarisi
İzmir tarih boyunca geçirdiği 1654, 1664 ve 1723 depremleri ve 1825 yangını nedeni ile yapılarının büyük çoğunluğu yok olmuştur. Günümüze gelebilen sivil mimari örneklerinin çoğu XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarına tarihlendirilmektedir. Bununla beraber İzmir’in sivil mimari örnekleri konusunda gezginlerin yazmış olduklarından ayrıntılı bilgi edinilmektedir. XVII. Yüzyılda kente gelen Evliya Çelebi İzmir’de yerleşimin kale sırtlarında ve ovada kıyı boyunca yayıldığını ve bu evlerin 2000 civarında olduğundan söz etmektedir. C.Texier daha ayrıntılı bilgi vermekte, İzmir’in sivil mimari örneklerinin ve devlet yapılarının mimari yönden çok fazla özellik taşımadığını, evlerin kaldırımlı dar sokaklar çevresinde kurulduğunu belirtmiştir. Ayrıca evlerin şahnişlerindeki üst kat pencerelerinin ve saçakların yakınlığının güneşi azalttığını da ileri sürmüştür.
Türk döneminde İzmir’de yerleşim daha çok Kadifekale’den denize doğru uzanan alanda olmuştur. Özellikle bu yerleşimler İzmir Kalesi dışındadır. Gezginlerin notlarında bu yerleşim ortaklaşa aynı sözcüklerle ifade edilmiştir:
“Kadifekale’nin bulunduğu tepeye yaslanan İzmir’in denizden görünüşü gerçekten çok güzeldir. Kıyı boyunca evler sıralanmıştır. Bu ev dizilerinin çıkıntılı balkonları, yeşil selvi ağaç kümelerinin ortasında camiler bulunmaktadır”.
General Moltke de “Eğer gökten bir avuç küçücük kırmızı ev, birkaç cami ve çeşme düşse imar planı bu şehirdekinden daha karmaşık olamazdı” demektedir.
İzmir’de 1845 yangınından sonra Sultan Abdülmecit bütün yangın yerlerinin yeniden düzenlenmesini istemiş ve şehir eskiye oranla daha düzgün bir şekilde yapılmıştır. Bu arada önceki şehrin dolambaçlı ve dar yolları düzeltilmiş ve bu tür şehircilik çalışmaları 1940 yılına kadar sürmüştür. Bu arada yeni açılan Fevzipaşa Bulvarı’nın Kadifekale yönündeki Türk mahalleleri değişmemiştir. XIX. yüzyılda sivil mimari yönünden önemli olan Türk mahalleleri Tilkilik, Namazgâh, Keçeciler, Çorakkapı, Mezarlıkbaşı, İkiçeşmelik, Selvili Mescit, Ballıkuyu, Arapfırını Sokağı ve Kemeraltı’nda bulunmaktadır. Bu mahallelerin hemen hepsi meyilli bir arazide kurulmuş, yapılanma da ona göre uygulanmıştır.
İzmir’in en eski evleri çoğunlukla iki katlıdır. Zemin katı depo işlevi için ayrılmış, oturma ve yatak odaları da ikinci kattadır. Bu evler de Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi geniş ve uzun hollerden meydana gelmiştir.
XIX. yüzyılda batılılaşma sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu’nda sivil mimari de değişime uğramıştır. Bu dönemde Neo-Klasik üslup kentin hemen hemen tüm yapılarında uygulanmıştır. Ancak bu dönemde İzmir’in batılı tüccarların ve kolonilerin etkisi ile kıyı boyunda ticarete dönük bir yapılanmaya gidilmiştir. Bununla beraber yine de Göztepe, Karantina ve Karşıyaka’da kıyı boyunda evlerin yapıldığı da görülmüştür. XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başlarında Alsancak’a kadar uzanan Kordonboyu’nda iki ve üç katlı Neo-Klasik üslupta ticari yapılar ve Rum evleri sıralanmıştır. Şehrin Tilkilik ile Namazgâh semtlerinin birleştiği bölgede gelirleri yüksek olan Türk ve Musevi ailelerin konutları bulunmaktadır. Kentin orta tabaka insanları Namazgâh ile Tilkilik semtlerinin arkasına gelen bölgelerine, özellikle Mezarlık başına yerleşmişlerdir. Bunun yanı sıra Eşref Paşa ve İkiçeşmelik semtlerine de yine gelir düzeyleri düşük Müslüman aileler yerleşmişlerdir. Kentin Müslüman olan orta ve üst tabakası da Karantina, Göztepe ve Kokaryalı’daki dar sahil şeridi ile oraya kadar uzanan tepelerde konutlarını yapmışlardır. Bunlar yalı dizileri ve köşklerdir.
Bu dönemde İzmir’de yapılan sivil mimari örneklerinin çoğu yüksek avlu duvarlarının arkasında olup, bu duvarlar saçaklıdır. Bunların arkasındaki evlerin cepheleri cumbalarla hareketlendirilmiştir. Üzerleri beyaz veya renkli sıvanmış taş duvarlı, ahşap kapıdan mermer avluya geçilmektedir. İzmir evlerinin hemen hepsinde bir avlu bulunmaktadır. Bu avlu içerisinde eve girişi sağlayan merdivenler, duvarlarda nişler, avlu ortasında fıskiyeli havuz ve kuyular bulunuyordu. Çoğunlukla içe dönük, dışa kapalı olan bu evlerin bazıları harem ve selamlık olarak iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Bu evlerin ahşap saçakları, ahşap doğramaları, kirişleri ve payandaları bulunmaktadır. Zemin kat ile üzerindeki kat arasında çoğu kez ara katlar oluşturulmuştur. Evlerin belirli bir yüksekliğe kadar altları taştan, üst kısımları da ahşap karkastan yapılmıştır. Dolgu kısımlarında ve bölmelerde tuğlaya yer verilmiştir. Bu tür karkas sistemi depreme karşı bir önlemdir.
Evlerin birinci katları kış, ikinci katları da yaz şartlarına göre hazırlanmıştır. Çoğunlukla iki katlı olan ve dış sofalı plan düzeninin uygulandığı bu evlerde Başodalar ahşap payandalarla desteklenmiş, dışarıya doğru çıkıntılıdır. Ancak tümünde ışıklandırmaya ve havalandırmaya önem verilmiştir. Evler birbirlerinin görüntüsünü bozmayacak şekilde yapılmıştır.
İzmir’deki sivil mimari örneklerinin başında Uşakizadeler Köşkü gelmektedir. Beyaz Köşk veya Latife Hanım Köşkü olarak tanınan bu köşkü XIX. yüzyılda Uşakizade Muammer Bey’in babası Sadık Bey yaptırmıştır. Atatürk 14 Eylül 1922–27 Eylül 1924 tarihleri arasında bu köşke beş kez gelmiş ve kalmıştır. İzmir Göztepe semtinde eğimli bir arazide bulunan bu köşk üç katlı olup, geni bir bahçe içerisinde taş ve ahşap kaplamalı bir yapıdır.
XIX. yüzyılda yapılmış olan Halil Rıfat Paşa Köşkü, ana yapı ve müştemilat binasından meydana gelmiştir. İki katlı olan yapının yanında tek katlı müştemilat binası bulunmaktadır. XX. yüzyılın sonlarında orijinal durumuna uygun olarak restore edilen köşk TULOV Vakfı tarafından Kültür ve Eğitim Merkezi olarak kullanılmaktadır.
Alsancak Gar Binası İzmir-Aydın demiryolunun 1856’da hizmete girmesinden sonra 1858 yılında yaptırılmıştır. Gar binası tek katlı olup kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı olan yapı kırma çatı ile örtülüdür. Giriş holünün çevresindeki koridorlarda çeşitli odalar sıralanmıştır.
Basmane Gar Binası XIX. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Kesme taştan dikdörtgen planlı gar binasının orta bölümü üç katlı olup, burası istasyonun ana salonudur. Yapının üzeri kırma çatı ile örtülmüş, iki kenarın ortasına da üçgen alınlıklar yerleştirilmiştir. Böylece yapının düz cephe görünümüne hareketlilik sağlanmıştır. Yapı alt sırada dikdörtgen, üst sırada ise yayvan yuvarlak dizi halinde pencerelerle aydınlatılmıştır. Köşelere kesme taştan köşebentler oturtulmuştur.
Konak Meydanı’nda bulunan Hükümet Konağı 1868–1872 yıllarında yapılmıştır. XX. yüzyılın sonlarına doğru yanan bu yapı yeniden orijinaline uygun olarak yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir yeri olan bu binada Türk ordusunun şehre girmesi sırasında balkonda asılı olan Yunan bayrağı indirilerek yerine Türk bayrağı çekilmiştir.

İzmir İli Tarihi Eserleri 23

İç sofalı evlerde odalar sofanın iki yanına dizilmiş ve böylece iç sofalı plan tipi ortaya çıkarılmıştır. İklimden ötürü daha korunaklı olan bu evlerin iki cephesi sağır, odalar arasında kalan sofanın bir kenarı kapalı diğer yüzü de direklidir. Bu tip evlere örnek olarak Harputlu Hacı Mustafa Ağa Konağı, Şefik Evcimen Evi, Dr.Abdürrahim Bilimer Evi, Hacı Rıza Evi ile Akıncı Pansiyon gösterilmektedir.
Bergama evleri arazinin eğimine paralel olan yollar ve bunları birbirine bağlayan kısa yollar arasına yerleştirilmiştir. Çoğunlukla hımış tekniği uygulanmıştır. Bununla beraber Avrupa mimarisinin etkisinde kalınarak kâgir evler de yapılmıştır. Evlerin bodrum katları moloz taş, kaba taştan yapılmış üst katlarda taşların arasında yer yer tuğla kullanılmıştır. Bunların cepheleri bazen sıvanmış, bazen de sıvasız bırakılmıştır. Üst katların dış duvarlarında taş ve tuğlalar almaşık düzende örülmüştür. Bunların arasına da yer yer hatıl konulmuştur.
Bergama evlerinde geleneksel Türk evlerine özgü olan kırma çatılar ile ahşap saçaklara pek rastlanmamaktadır. Çatıların tümü alaturka kiremit ile örtülü olup, iki yana doğru eğimlidir. Cepheleri sıvanmamış evlerde çatılar çoğunlukla iki üç sıra tuğlanın birbiri üzerinden aşırtılması ile basit bir saçak yapılmıştır. Bazı örneklerde de dişli tasarımlara, konsollara yer verilmiştir. Bu çıkıntıların üzerine 12–25 cm. arasında değişen profilli silmeler veya ahşap saçaklar yapılmıştır. Evlerin kat silmeleri düz taştan veya yarım tuğladan silmelerle birbirlerinden ayrılmıştır. Diğer Anadolu evlerinden farklı olarak bezemeli çıkma ve balkonların altında dekoratif motiflerle bezenmiş dökme demir konsollar (paraçoller) bulunmaktadır. Bu destekler 4–5 adet olmak üzere belirli aralıklarla alt kısımlara yerleştirilmiştir. Evlerin sokak kapıları bir niş içerisine yerleştirilmiş ve bu niş bir söve ile çevrelenmiştir. Evlerin büyük çoğunluğunun bahçe kapıları demirdendir. Çift kanatlı büyük bahçe kapılarının bazıları yavru kanatlar halindedir. Doğrudan doğruya evin içerisine açılan sokak kapıları masif olup, üzerlerinde taşlığı aydınlatmak amacı ile demir parmaklıklı pencere boşlukları bulunmaktadır.
Evlerin pencereleri taş söveli olup, hepsi demir parmaklıklı veya kepenklidir. Bunların üzerlerinde bezemeli alınlık ve taş konsollara da yer verilmiştir. Bazılarında düz taş lento da görülmektedir. Zemin ve bodrum kat pencereleri bazen üst katlardakilerin benzeri, bazıları da yükseklik olarak üsttekilerden daha kısa ölçüdedir.
Bergama’da bu evlerin yanı sıra tek katlı ve Rum evleri de günümüze gelebilmiştir. Bunlarda giriş nişi cephenin bir köşesine yerleştirilmiş, birkaç basamakla çıkıldıktan sonra dikdörtgen planlı bir hole, oradan da L şeklindeki odalara geçilmektedir. İki katlı çıkmasız evlerde alt ve üst katlar birbirinin benzeridir. Bu evlerde cepheyi sınırlayan veya yalnızca giriş kapısını çevreleyen plasterler katları birbirinden ayıran kornişler bulunmaktadır.
Bergama’da dikkati çeken sivil mimari örneklerinden birisi de iki katlı Sakız Evleridir. Bu tür evleri diğerlerinden ayıran en tipik özellik ise düz ve yalın görünümlerine hareket veren çıkmalardır. Cumba veya balkon şeklindeki bu çıkmalar ev halkının dışarısını izlemesini sağlamaktadır. İki katlı balkonlu Sakız Evleri, iki katlı cumbalı Sakız Evleri gibi Bergama’ya özgü evler de bulunmaktadır.

İzmir İli Tarihi Eserleri 22

Bergama Evleri
Bergama’da Türk döneminde yapılmış evlerin hemen hemen çoğunda Helenistik dönem evlerinin izleri görülmektedir. Bu evler dikdörtgen planlı, sütunlu avlulu ve dört yönden galerilerle çevrilmiştir. Günümüze gelebilen en eski Bergama evleri XVIII. yüzyılın sonlarına tarihlendirilmektedir.
Bergama evleri dış sofalı evler, iç sofalı evler olmak üzere iki ayrı grupta mütalaa edilmektedir. Dış sofalı evler XVIII. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilmekte olup, bunlarda iki cepheli direkli olan hayat kısmı bulunmaktadır. Bergama evlerinin odalarında biri büyük, diğeri de küçük olmak üzere pencereleri bulunmaktadır. Bazı örneklerde iki büyük oda arasında eyvan olarak da nitelendirilen alana küçük bir oda yerleştirilmiştir. Böylece hayat ve odalar tek dizili plan şeması göstermektedir. Büyük odaların girişleri pahlı, hayatın uzun cephesi de direklidir. Odaların iki kısa cephesi ise duvarla kapatılmıştır. Evin iki büyük odasında duvar kalınlığı içerisine dolaplar, yüklükler ve nişler yerleştirilmiştir. Hayatın bulunduğu yere de sedirler ve ocaklar yerleştirilmiştir. Aydınlatma ve havalandırma dış sofaya açılan pencerelerle yapılmıştır. 
Bergama’da geleneksel Türk evleri arasında Sakız Tipi denilen evler de bulunmaktadır. Eski Hastane Caddesi’nde bulunan bu tür evlerin uzun cepheleri simetrik planlıdır. Ahşap panjurlu pencereler, ahşap cumbalar dikkati çekmektedir. Bu tür evlere örnek olarak Eski Hastane Caddesi ile Karaveliler Çıkmazı’ndaki Hacı Rıza Evi, Gazi Mahallesi’nde bulunan ev, Hacı İsmail Ağa’nın Konağı gösterilmektedir.

İzmir İli Tarihi Eserleri 21

Bornova Evleri
XIX. yüzyılın sonlarında ve Kurtuluş Savaşı öncesinde İzmir’de yaşayan yabancı koloniler ve tüccarlar çoğunlukla Buca ve Bornova’da yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu nedenle de bu bölgelerde İngiliz, Fransız ve İtalyan mimarisinin özelliklerini yansıtan konutlar yapılmıştır. Bunlar İngiliz malikânelerinde olduğu gibi büyük bahçeler içerisindedir. Bahçelerinde de yabancı bahçe mimarisinin özellikleri görülmektedir. Bu evlerin başında Bornova’da Belhomme Evi, Peterson Köşkü, Murat Evi, Paggy Köşkü, Pandespanian Köşkü, Maltas Evi, Steinbuchel Evi, Chamaud Evi, Charlton Wittal Evi, Well House, Edmund Giraud Evi, Donald Giraud Evi, Kanalaki Evi, Aliotti Evi, Bari Evi gelmektedir.
Bu evlerden Belhomme Evi İngiliz Mimar Clark tarafından 1880 yılında yapılmıştır. Sonraki yıllarda Belhomme ailesine geçen köşk UNESCO’da görev yapan Helena Arman tarafından restore edilmiştir. Bu yapının restorasyonu Prof.Dr.Aysel Bayraktar tarafından yapılmıştır.
Oldukça gösterişli dış cephe mimarisine sahip olan bu evin merdivenle çıkılan ikinci katının girişi dört sütunun taşıdığı üçgen bir alınlıkla bir Yunan mabedini anımsatmaktadır. Günümüzde Bornova Belediyesi’nce Atatürk Kitaplığı olarak kullanılmaktadır.
Paterson Köşkü bugün Mustafa Kemal Caddesi üzerinde olup, İngiliz Tüccarlarından John Paterson tarafından 1859 yılında yapılmıştır. Geniş bir bahçe içerisindeki köşkün ayrı bir mutfak, hizmetkârlar bölümü ile seraları ve ahırları bulunmaktadır. Köşkün yapı malzemesinin büyük bir kısmı Avrupa’dan, özellikle İngiltere’den getirilmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında bir süre karargâh olarak kullanılmıştır.
Köşk 38 odalı olup, cephe görünümü zaman içerisinde değişikliğe uğramış, 1963 yılında bir süre halı atölyesi olarak kullanılmış, 1991 yılında da İzmir Valisi Kutlu Aktaş’ın girişimleri ile restore edilmiştir.
Fevzi Çakmak Caddesi ile Gençlik Caddesi’nin kesiştiği caddede bulunan Murat Evi, İngiliz ailelerinden Edvards tarafından 1880 yılında yapılmıştır. İzmir Büyük Şehir Belediyesi tarafından restore edilmiştir. İki katlı kesme taştan olan evin alt kat cephesi sütunlarla hareketli bir görünüme sokulmuş, üst katı da sıra halinde pencerelerle hareketlendirilmiştir.
Günümüzde Ege Üniversitesi Rektörlük binası olarak kullanılan Paggy Köşkü Fransız tüccarlarından Fontan d’Escalon tarafından 1800 yıllarında yaptırılmıştır. İki katlı olan bu köşkün cephe görünümü son derece hareketli olup, üniversite tarafından restore edilmiştir.
Ege Üniversitesi’nin sosyal tesisi olarak hizmet veren Pandespanian Köşkü, Pandespanian ailesi tarafından 1880 yılında yaptırılmıştır. Ege Üniversitesince restore edilen köşk üç katlı olup, alınlıklı çatısı ve hareketli pencereleri ile görkemli bir dış cepheye sahiptir.
Bornova’da Uzun Sokak’ta bulunan Maltas Evi La Fontaine ailesinden Geoffrey Maltas’ın eşi Audrey Maltas tarafından XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır. Fransız mimari üslubunda olan bu yapı da hareketli cephe görünümü ile dikkat çekmektedir. Günümüzde Anaokulu olarak kullanılmaktadır.
Bornova Hürriyet Caddesi’nde bulunan Steinbuchel Evi İngili John Maltass tarafından 1860 yılında yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında kısa bir süre Atatürk tarafından karargâh olarak kullanılmış ve bu arada John Maltass’ın kızı Eugenie Wood da Türk ordusunca koruma altına alınmıştır. İngiliz mimari üslubundaki bu yapı da dış cephe görünümü ile dikkati çekmektedir.
Bornova Gençlik Caddesi üzerinde bulunan Charlton Whitttal Evi XIX. yüzyılda İngiliz Whittal Şirketinin kurucusu Charlton Whittal tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra Giraud ailesine satılan ev bir süre Hollandalı rahibelerin manastırı olarak kullanılmıştır. Günümüzde Ege Üniversitesi Rektörlük Binası olarak kullanılmaktadır. Yine Bornova Gençlik Caddesi üzerinde bulunan Charton Whittal Evi XIX. yüzyılda yapılmış bir süre Bornova’da yaşayan İngiliz kolonisinin kulübü olarak kullanılmıştır. Günümüzde Ege Üniversitesi’nin kütüphanesidir.
Bornova Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde bulunan Giraud Evleri, William Giraud tarafından 1860 yılında yapılmıştır. Türkiye’deki ilk tekstil fabrikasının kurucularından olan Giraud’un bu evi Venedik Konsolosluğu olarak kullanılmıştır. Aynı aileden Edmund Giraud’un Naldöken’de bulunan evi geniş bir bahçe içerisinde bulunuyordu. Gençlik Caddesi üzerindeki ev C.Ballian’ın ölümünden sonra Donald Graud’a satılmıştır. Günümüzde Ege Üniversitesi’nin mülkiyetindedir.
Bornova’da, Suphi Koyuncuoğlu İlköğretim Okulu’nun bahçesinde bulunan Kanalaki Evi İzmirlilerin prenses olarak isimlendirdikleri bir Rus kadın tarafından 1840 yılında yaptırılmıştır. Kaynaklardan öğrenildiğine göre Bayan Kanalaki Bornova’da yirmiye yakın bina ve golf sahası yaptırmıştır. Bu ev Rus sahiplerinin ölmesinden sonra uzun süre boş kalmıştır. Günümüzde Suphi Koyuncuoğlu İlköğretim Okulu’nun yönetim binası olarak kullanılmaktadır.
Bornova Gençlik Caddesi üzerinde bulunan Aliotti Evi, Floransalı soylulardan Aliotti ailesi tarafından 1800’lü yıllarda yaptırılmıştır.
Ege Üniversitesi’nin girişinin yanında bulunan Barry Evi, Barry ailesi tarafından XIX. yüzyılda yaptırılmıştır. Günümüzde Ege Üniversitesi’nin lokali olarak kullanılmaktadır.
Bornova’daki yabancı kolonilerin evlerinden Charnaud Evi 1830’lu yıllarda yapılmıştır. Oldukça gösterişli olan bu ev XX. yüzyılın ikinci yarısında yol çalışmaları yüzünden yıkılmıştır. Bu evi Harold Charnaud 1919 yılında satın almış, Kurtuluş Savaşı sırasında da bir süre karargâh olarak kullanılmıştır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız